|
AK PARTİ'YE SARI KART...
Türkiye'nin kaderini tayin eder duruma gelen Anayasa Mahkemesi,
millet meclisinin yerini almakla itham ediliyor ve eleştiriliyordu.
Üstelik!
Yasamalara frenin yanı sıra...
AK Parti, halk önüne konulan sandıktan yüzde 47'yle yeniden iktidar
çıkmasına rağmen, malum olduğu üzere, "Laiklik karşıtı fiilerin
odağı olduğu" gerekçesiyle kapatılmak da isteniyordu.
Ve...
Anayasa Mahkemesi, dün kararını açıkladı.
"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı" talebine rağmen, AK Parti'nin
kapatılmasına ilişkin kapatma talebi reddedildi.
İddianame dosyasında yer alan bilgi, belge ve söylemlere rağmen,
"kapatma" gerektirmeyeceği sonucuna varıldı.
Ancak çıkan kararla şu sonuç ortaya çıkıyor:
Futbol deyimiyle "SARI" kart çıkarıldı.
Sandıktan çıkan iktidara kilit vurulmuyor, ama "Hazine" yardımından
mahrum edilerek de, "ciddi" bir uyarı yapılmış oluyor.
Uyarının açılımı da, açıkça şöyle ifade edilebilir:
"Laiklik karşıtı fiillerin odağı olmamak için bundan sonra
adımlarınızı dikkatli atın!"
Demek oluyor ki:
Genel başkanından yardımcılarına, milletvekillerinden taşra teşkilat
yöneticileri ve atadıkları bürokratlara kadar, AK Parti yaptığına
da, diline de dikkat etmesi gerekiyor.
İktidar, son genel seçimi kazandığı gece halka hitap ettiğinde,
demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet açısından son derece "pozitif"
mesaj vermişti, ama toz pembe gitmedi.
AK Parti'nin başına ne geliyorsa, özellikle kronik "diline hakim
olmama" durumundan kaynaklanıyor. Bu duruma, iktidar gücü ve
yandaşlığından yüz bulanları da kattığımızda, fay kırılmaları
oluyor.
Bu arada...
İktidar saflarında, "TBMM" erkinin yüceliği ve üstünlüğü gayesiyle
Anayasa Mahkemesi'ne yöneltilen ağır söylemleri anımsıyoruz.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, hükümete yakın bir yargı
otoritesi olarak biliniyor. Davada, AK Parti'nin kapatılmasına da
"ret" oyu verdi.
Ancak!
Aynı Haşim Kılıç, dünden bugüne siyasi erki kamuoyu önünde uyardı.
Özellikle TBMM ile temsil edilen milli irade ve demokrasi düzenine
aykırı görülmelerine atıfta bulunarak, bu durum ve konumun
sorumluluğunu siyasi erke yükledi. Bu durumun giderilmesi için
gerekli olan yasal düzenlemelerin yapılmadığını vurguladı.
Bu arada...
İktidar, genel seçimi yeniden kazandığında, "Durmak yok, yola devam"
demişti.
Bugün...
AK Parti'nin durmaksızın yoluna devamlılık sloganı, Anayasa
Mahkemesi'nin vizesinden sonra, şimdi daha bir anlam kazanmış
oluyor.
Kapatma olmayacağına dair bir bilgi, önceki günün batımına doğru
tarafımıza ulaşmıştı.
Dünün gündeminde, sabah saatlerinde başka bir mühim yeni bilgimiz
vardı.
Büyük bir merakla beklenen kararın, dün geceye kadar
açıklanabileceğini öğrenmiştik.
Merkeze döndüğümüzde, "karar günü" olabileceğini ve "kapatma"
olmayacağını söylemiştik. AK Parti'ye "Hazine" yardımının
kesileceğini de...
Televizyon kanalları, bir an geldi ve kararın açıklanacağını
duyurdu. Borsa kapanışıyla da beraber, beklenen açıklama geldi ve
izledik.
Bugün itibariyle artık ne olur?
AK Parti, "laiklik karşıtı fiilerin odağı" olarak suçlansa da
yaftalanmadı.
Ancak!
İktidarın, kendisini yine en yüce mahkeme önünde bulabileceği de
gerçek...
Yakın geleceğe bakacak olursak!..
Acil Eylem Planı'nda yer alan çifte seçim, gündemdeki varlığını
sürdürebilir ve etüt edilebilir. Baskın bir çifte seçim olursa
şaşırmayacağız.
29 Mart seçimleri erkene alınmaz ve muhalefet de mevcut yapı ve ruh
durumunu sürdürürse, bu durum da AK Parti'yi şanslı yapar, CHP
lideri Deniz Baykal'a emeklilik gözükür.
AB'yi de ABD'yi de yanına alan AK Parti, bundan sonraki süreçte
adımlarına ve söylediklerine dikkat etmek zorundadır. Diline hakim
olamayan "malum" kişiler mesajı almalıdır.
AK Parti'nin nice badireler atlatmasına rağmen, vardığı sonuçlardan
"muhalefet" de gereken dersi almayı sürdürmelidir.
Ergenekon'a kafa yoranların, kendilerini nasıl iktidara
taşıyacakları ve nasıl halkın güvenini sağlayacaklarına kafa
yormaları gerekiyor. Demokrasiden söz edenler, önce kendi içlerinde
demokrasiyi sağlamalıdırlar.
"Avrupalılık" gayesiyle iktidarı çekilmeye çağıranlar, olgunluğu
öncelikle yıllardır oturdukları koltuklarından çekilerek
göstermelidirler.
Son 2 genel, son yerel seçimde iktidara koştuklarından, halkın
arkalarında olduklarından söz edenler, öncelikle kendi
gerçeklerinin, yanlışlık ve eksikliklerinin farkına varmalıdırlar.
Demokrasinin yapı taşları olan siyasi partilerin muhalefet
sahipleri, iktidara gelebilmek için Anayasa Mahkemesi ve ordudan
değil, halktan medet ummalıdırlar.
|
;
|